Damla
New member
Burada bilimsel açıdan dikkat edilmesi gereken nokta şudur: Bu araştırmalar Pelé'nin dönemindeki seçmenlerin Pelé'ye karşı özel bir önyargı taşıdığını kanıtlamıyor.
Çünkü elimizde Pelé dönemindeki her seçmenin bireysel oylarını içeren aynı türden veri bulunmuyor.
Ancak modern veriler bize ödül oylamalarının sosyal bağlamdan tamamen bağımsız olmadığını gösteriyor.
PLOS ONE'da yayımlanan başka bir çalışma da kültürel benzerliğin oy verme davranışıyla ilişkili olduğunu; medya temsilcilerinin kaptanlara ve teknik direktörlere kıyasla daha az yanlılık gösterdiğini buldu.
Bu nedenle Pelé örneği, yalnızca bir futbolcunun ödül alamaması değil, “en iyi” kavramının kim tarafından ve hangi bilgi ortamında tanımlandığı sorusudur.
Erkeklerin veri odaklı, kadınların sosyal odaklı bakışı gerçekten böyle mi?
Bu noktada tartışmalarda sık yapılan bir genellemeyi sorgulamak gerekiyor.
Erkeklerin daha analitik, kadınların ise daha empatik veya sosyal düşündüğü şeklindeki kalıplar, bilimsel olarak bireyleri kesin biçimde sınıflandırmak için yeterli değildir. Bir kişinin cinsiyeti, onun hangi kanıta önem vereceğini güvenilir biçimde belirleyen tek değişken değildir.
Fakat sorunun talep ettiği iki farklı bakış açısını tartışmaya açmak açısından yararlı bir düşünce deneyi yapabiliriz.
Veri odaklı yaklaşan bir okuyucu şunu sorabilir:
“Pelé'nin kaç golü vardı? Hangi kupaları kazandı? Kaç maç oynadı? Rakipleri ne kadar güçlüydü? Takımının başarılarına katkısı ölçülebilir olarak neydi?”
Bu yaklaşım son derece değerlidir. Nitekim France Football ve FIFA kayıtlarında Pelé'nin 92 milli maçta oynadığı, üç Dünya Kupası kazandığı ve Santos ile çok sayıda ulusal ve uluslararası başarı elde ettiği görülüyor.
Buna karşılık sosyal etkileri önemseyen bir okuyucu başka sorular sorabilir:
“Oyuncuyu kim izleyebiliyordu? Hangi ülkelerde daha görünürdü? Gazetecilerin bilgiye erişimi nasıldı? Bir futbolcunun Avrupa dışında oynaması onun algılanan değerini etkiliyor muydu? Ödül sistemi farklı futbol kültürlerini eşit biçimde temsil ediyor muydu?”
Bence iki yaklaşım birbirinin alternatifi değil.
İyi bir bilimsel analiz, performans verisini sosyal bağlamdan koparmamalıdır.
Aynı zamanda sosyal faktörlerden söz ederken her sonucu “önyargı” diye açıklamak da doğru değildir. Örneğin modern araştırmalar performansın oylar üzerinde hâlâ baskın bir rol oynadığını gösteriyor.
Dolayısıyla erkeklerin “istatistik”, kadınların “empati” ile düşündüğü şeklindeki basit ikilik yerine, daha anlamlı ayrım hangi kanıtın önceliklendirildiği üzerinden yapılabilir. Bir kadın son derece niceliksel bir analiz yapabilir; bir erkek ise ödül sisteminin kültürel sonuçlarını çok güçlü biçimde savunabilir. Bilimsel düşüncenin değeri zaten bu kalıpları aşabilmesidir.
2013'te gelen Ballon d'Or neden gerçek bir Ballon d'Or değildi?
Pelé'nin ödül hikâyesindeki ironik bölüm 2013'te yaşandı.
FIFA, 2013 töreninde Pelé'ye kariyerini onurlandıran FIFA Ballon d'Or Prix d'Honneur verdi. FIFA'nın kendi kayıtları bunu açık biçimde bir onur ödülü olarak tanımlıyor.
Bu nedenle “Pelé sonunda Ballon d'Or aldı” demek gündelik dilde anlaşılabilir olsa da teknik olarak eksiktir.
Pelé, aktif kariyeri sırasında yıllık Ballon d'Or sıralamasında kazanılmış bir ödüle sahip değildi. 2013'te verilen ödül, geçmişteki uygunluk engelini telafi eden özel bir onurdu.
Başka bir ifadeyle 2013 ödülü:
“Pelé 1960 yılında Ballon d'Or'u kazandı.”
demek değildir.
Daha doğru ifade:
“Pelé, kariyerindeki tarihsel uygunluk engeli nedeniyle kazanamadığı ödülün özel bir onur versiyonuyla 2013'te FIFA tarafından takdir edildi.”
şeklindedir.
Pelé'nin kendisinin de ödülü alırken Avrupa'da oynamadığı için Ballon d'Or'u alamadığını ifade ettiği aktarılmıştır.
Asıl bilimsel sonuç: Pelé'nin ödülsüz olması performanssız olduğu anlamına gelmez
Burada en önemli sonuç bence şu: Bir ödülün yokluğu ile performansın yokluğu aynı değişken değildir.
Pelé'nin Ballon d'Or alamaması büyük ölçüde ödülün tarihsel uygunluk kriterlerinden kaynaklandı. Bu, onun performansının düşük olduğu yönünde bir veri değildir.
Aksine FIFA'nın güncel tarihsel kayıtlarına göre Pelé hâlâ üç Dünya Kupası kazanan tek futbolcudur. 1958'de 17 yaşında Dünya Kupası'nı kazandı; 1962'de sakatlık nedeniyle turnuvanın büyük bölümünü kaçırmasına rağmen Brezilya şampiyon oldu; 1970'te ise dört gol ve altı asistle turnuvanın en etkili oyuncularından biri olarak üçüncü şampiyonluğuna ulaştı. FIFA, 1970 Dünya Kupası'nda Pelé'nin altı asist yaptığını ve bunun tek bir Dünya Kupası için rekor olduğunu belirtiyor.
Bu nedenle “Ballon d'Or'u yok” ile “Ballon d'Or düzeyinde değildi” arasında mantıksal bir bağ kuramayız.
Hatta France Football'un kendi geriye dönük değerlendirmesi, uygunluk kriterleri değiştirilseydi Pelé'nin yedi kez potansiyel kazanan olabileceğini öne sürüyor.
Sonuç: Pelé'nin eksik olanı yetenek değil, ödül sistemindeki erişimdi
Pelé'nin Ballon d'Or alamamasının temel nedeni şaşırtıcı derecede basit: kariyerinin en parlak döneminde Ballon d'Or küresel bir ödül değildi ve Pelé uygunluk kriterlerini karşılamıyordu.
Ancak bu basit cevabın arkasında daha derin bir ölçme problemi bulunuyor. Bir performansı değerlendirirken önce kimin değerlendirmeye dahil edildiğine, hangi verilerin mevcut olduğuna, seçmenlerin hangi bilgi kaynaklarına eriştiğine ve oy verme mekanizmasının sosyal faktörlerden ne ölçüde etkilendiğine bakmak gerekiyor.
Pelé örneği aynı zamanda ödüllerin mutlak gerçeklikler olmadığını hatırlatıyor. Ödüller, belirli kurallar altında insanların yaptığı değerlendirmelerin sonucudur. Kurallar değişince sonuç da değişebilir.
Bugün elimizdeki verilerden hareketle en savunulabilir sonuç şu olur:
Pelé'nin resmi Ballon d'Or sayısı sıfırdır; ancak bu sıfır, onun futbol tarihindeki bireysel değerini ölçen sıfır değildir.
Hatta 2016'daki geriye dönük France Football değerlendirmesi, farklı uygunluk kuralları altında Pelé'nin yedi kez kazanabilecek durumda olduğunu ortaya koymuştur.
Bence tartışmayı burada bitirmek yerine şu sorularla devam ettirmek daha ilginç:
Bir ödül sistemi geçmişte bazı kıtaları veya ligleri sistematik olarak değerlendirme dışı bırakmışsa, eski kazananlarla bugünkü kazananları doğrudan karşılaştırmak ne kadar adildir?
Bir futbolcunun “en iyi” olduğunu belirlemek için takım kupaları mı, bireysel istatistikler mi, yoksa oyuncunun takım performansına marjinal katkısı mı daha fazla ağırlık taşımalıdır?
Ve belki de en zor soru:
Bugün kullandığımız gelişmiş veri modelleri 1960'ların futbolunu gerçekten daha objektif biçimde ölçebilir mi, yoksa geçmişteki eksik verileri modern varsayımlarla yeniden yorumlayarak yeni bir tür yanlılık mı yaratır?
Pelé'nin Ballon d'Or hikâyesi tam da bu nedenle yalnızca futbol tarihinin bir anekdotu değildir. Aynı zamanda “başarı nasıl ölçülür, kim ölçer ve kim ölçümün dışında bırakılır?” sorularını incelemek için oldukça güçlü bir tarihsel örnektir.
Başlıca bilimsel ve kurumsal kaynaklar:
- Coupé, T., Gergaud, O. & Noury, A. (2018). “Biases and Strategic Behaviour in Performance Evaluation: The Case of the FIFA's Best Soccer Player Award.” Oxford Bulletin of Economics and Statistics, 80(2), 358–379.
- Kopkin, N. & Roberts, A. (2022). “Biases in elections with well-informed voters: Evidence from public voting for football awards.” Social Science Quarterly, 103(7), 1551–1571.
- Johnson, M. R. & McCarthy, I. P. (2022). “Cultural similarity and impartiality on voting bias: The case of FIFA’s World’s Best Male Football Player Award.” PLOS ONE, 17(7).
- FIFA tarihsel Pelé kayıtları ve Dünya Kupası istatistikleri.
- France Football, Pelé kariyer ve istatistik profili.
Kaynakları metin içinde standartlaştırAraştırma yöntemini daha görünür açıkla
Kaynakları metin içinde standartlaştır
Araştırma yöntemini daha görünür açıkla
İlk bölümdeki tezi daha sıkı kur
Çünkü elimizde Pelé dönemindeki her seçmenin bireysel oylarını içeren aynı türden veri bulunmuyor.
Ancak modern veriler bize ödül oylamalarının sosyal bağlamdan tamamen bağımsız olmadığını gösteriyor.
PLOS ONE'da yayımlanan başka bir çalışma da kültürel benzerliğin oy verme davranışıyla ilişkili olduğunu; medya temsilcilerinin kaptanlara ve teknik direktörlere kıyasla daha az yanlılık gösterdiğini buldu.
Bu nedenle Pelé örneği, yalnızca bir futbolcunun ödül alamaması değil, “en iyi” kavramının kim tarafından ve hangi bilgi ortamında tanımlandığı sorusudur.
Erkeklerin veri odaklı, kadınların sosyal odaklı bakışı gerçekten böyle mi?
Bu noktada tartışmalarda sık yapılan bir genellemeyi sorgulamak gerekiyor.
Erkeklerin daha analitik, kadınların ise daha empatik veya sosyal düşündüğü şeklindeki kalıplar, bilimsel olarak bireyleri kesin biçimde sınıflandırmak için yeterli değildir. Bir kişinin cinsiyeti, onun hangi kanıta önem vereceğini güvenilir biçimde belirleyen tek değişken değildir.
Fakat sorunun talep ettiği iki farklı bakış açısını tartışmaya açmak açısından yararlı bir düşünce deneyi yapabiliriz.
Veri odaklı yaklaşan bir okuyucu şunu sorabilir:
“Pelé'nin kaç golü vardı? Hangi kupaları kazandı? Kaç maç oynadı? Rakipleri ne kadar güçlüydü? Takımının başarılarına katkısı ölçülebilir olarak neydi?”
Bu yaklaşım son derece değerlidir. Nitekim France Football ve FIFA kayıtlarında Pelé'nin 92 milli maçta oynadığı, üç Dünya Kupası kazandığı ve Santos ile çok sayıda ulusal ve uluslararası başarı elde ettiği görülüyor.
Buna karşılık sosyal etkileri önemseyen bir okuyucu başka sorular sorabilir:
“Oyuncuyu kim izleyebiliyordu? Hangi ülkelerde daha görünürdü? Gazetecilerin bilgiye erişimi nasıldı? Bir futbolcunun Avrupa dışında oynaması onun algılanan değerini etkiliyor muydu? Ödül sistemi farklı futbol kültürlerini eşit biçimde temsil ediyor muydu?”
Bence iki yaklaşım birbirinin alternatifi değil.
İyi bir bilimsel analiz, performans verisini sosyal bağlamdan koparmamalıdır.
Aynı zamanda sosyal faktörlerden söz ederken her sonucu “önyargı” diye açıklamak da doğru değildir. Örneğin modern araştırmalar performansın oylar üzerinde hâlâ baskın bir rol oynadığını gösteriyor.
Dolayısıyla erkeklerin “istatistik”, kadınların “empati” ile düşündüğü şeklindeki basit ikilik yerine, daha anlamlı ayrım hangi kanıtın önceliklendirildiği üzerinden yapılabilir. Bir kadın son derece niceliksel bir analiz yapabilir; bir erkek ise ödül sisteminin kültürel sonuçlarını çok güçlü biçimde savunabilir. Bilimsel düşüncenin değeri zaten bu kalıpları aşabilmesidir.
2013'te gelen Ballon d'Or neden gerçek bir Ballon d'Or değildi?
Pelé'nin ödül hikâyesindeki ironik bölüm 2013'te yaşandı.
FIFA, 2013 töreninde Pelé'ye kariyerini onurlandıran FIFA Ballon d'Or Prix d'Honneur verdi. FIFA'nın kendi kayıtları bunu açık biçimde bir onur ödülü olarak tanımlıyor.
Bu nedenle “Pelé sonunda Ballon d'Or aldı” demek gündelik dilde anlaşılabilir olsa da teknik olarak eksiktir.
Pelé, aktif kariyeri sırasında yıllık Ballon d'Or sıralamasında kazanılmış bir ödüle sahip değildi. 2013'te verilen ödül, geçmişteki uygunluk engelini telafi eden özel bir onurdu.
Başka bir ifadeyle 2013 ödülü:
“Pelé 1960 yılında Ballon d'Or'u kazandı.”
demek değildir.
Daha doğru ifade:
“Pelé, kariyerindeki tarihsel uygunluk engeli nedeniyle kazanamadığı ödülün özel bir onur versiyonuyla 2013'te FIFA tarafından takdir edildi.”
şeklindedir.
Pelé'nin kendisinin de ödülü alırken Avrupa'da oynamadığı için Ballon d'Or'u alamadığını ifade ettiği aktarılmıştır.
Asıl bilimsel sonuç: Pelé'nin ödülsüz olması performanssız olduğu anlamına gelmez
Burada en önemli sonuç bence şu: Bir ödülün yokluğu ile performansın yokluğu aynı değişken değildir.
Pelé'nin Ballon d'Or alamaması büyük ölçüde ödülün tarihsel uygunluk kriterlerinden kaynaklandı. Bu, onun performansının düşük olduğu yönünde bir veri değildir.
Aksine FIFA'nın güncel tarihsel kayıtlarına göre Pelé hâlâ üç Dünya Kupası kazanan tek futbolcudur. 1958'de 17 yaşında Dünya Kupası'nı kazandı; 1962'de sakatlık nedeniyle turnuvanın büyük bölümünü kaçırmasına rağmen Brezilya şampiyon oldu; 1970'te ise dört gol ve altı asistle turnuvanın en etkili oyuncularından biri olarak üçüncü şampiyonluğuna ulaştı. FIFA, 1970 Dünya Kupası'nda Pelé'nin altı asist yaptığını ve bunun tek bir Dünya Kupası için rekor olduğunu belirtiyor.
Bu nedenle “Ballon d'Or'u yok” ile “Ballon d'Or düzeyinde değildi” arasında mantıksal bir bağ kuramayız.
Hatta France Football'un kendi geriye dönük değerlendirmesi, uygunluk kriterleri değiştirilseydi Pelé'nin yedi kez potansiyel kazanan olabileceğini öne sürüyor.
Sonuç: Pelé'nin eksik olanı yetenek değil, ödül sistemindeki erişimdi
Pelé'nin Ballon d'Or alamamasının temel nedeni şaşırtıcı derecede basit: kariyerinin en parlak döneminde Ballon d'Or küresel bir ödül değildi ve Pelé uygunluk kriterlerini karşılamıyordu.
Ancak bu basit cevabın arkasında daha derin bir ölçme problemi bulunuyor. Bir performansı değerlendirirken önce kimin değerlendirmeye dahil edildiğine, hangi verilerin mevcut olduğuna, seçmenlerin hangi bilgi kaynaklarına eriştiğine ve oy verme mekanizmasının sosyal faktörlerden ne ölçüde etkilendiğine bakmak gerekiyor.
Pelé örneği aynı zamanda ödüllerin mutlak gerçeklikler olmadığını hatırlatıyor. Ödüller, belirli kurallar altında insanların yaptığı değerlendirmelerin sonucudur. Kurallar değişince sonuç da değişebilir.
Bugün elimizdeki verilerden hareketle en savunulabilir sonuç şu olur:
Pelé'nin resmi Ballon d'Or sayısı sıfırdır; ancak bu sıfır, onun futbol tarihindeki bireysel değerini ölçen sıfır değildir.
Hatta 2016'daki geriye dönük France Football değerlendirmesi, farklı uygunluk kuralları altında Pelé'nin yedi kez kazanabilecek durumda olduğunu ortaya koymuştur.
Bence tartışmayı burada bitirmek yerine şu sorularla devam ettirmek daha ilginç:
Bir ödül sistemi geçmişte bazı kıtaları veya ligleri sistematik olarak değerlendirme dışı bırakmışsa, eski kazananlarla bugünkü kazananları doğrudan karşılaştırmak ne kadar adildir?
Bir futbolcunun “en iyi” olduğunu belirlemek için takım kupaları mı, bireysel istatistikler mi, yoksa oyuncunun takım performansına marjinal katkısı mı daha fazla ağırlık taşımalıdır?
Ve belki de en zor soru:
Bugün kullandığımız gelişmiş veri modelleri 1960'ların futbolunu gerçekten daha objektif biçimde ölçebilir mi, yoksa geçmişteki eksik verileri modern varsayımlarla yeniden yorumlayarak yeni bir tür yanlılık mı yaratır?
Pelé'nin Ballon d'Or hikâyesi tam da bu nedenle yalnızca futbol tarihinin bir anekdotu değildir. Aynı zamanda “başarı nasıl ölçülür, kim ölçer ve kim ölçümün dışında bırakılır?” sorularını incelemek için oldukça güçlü bir tarihsel örnektir.
Başlıca bilimsel ve kurumsal kaynaklar:
- Coupé, T., Gergaud, O. & Noury, A. (2018). “Biases and Strategic Behaviour in Performance Evaluation: The Case of the FIFA's Best Soccer Player Award.” Oxford Bulletin of Economics and Statistics, 80(2), 358–379.
- Kopkin, N. & Roberts, A. (2022). “Biases in elections with well-informed voters: Evidence from public voting for football awards.” Social Science Quarterly, 103(7), 1551–1571.
- Johnson, M. R. & McCarthy, I. P. (2022). “Cultural similarity and impartiality on voting bias: The case of FIFA’s World’s Best Male Football Player Award.” PLOS ONE, 17(7).
- FIFA tarihsel Pelé kayıtları ve Dünya Kupası istatistikleri.
- France Football, Pelé kariyer ve istatistik profili.
Kaynakları metin içinde standartlaştırAraştırma yöntemini daha görünür açıkla
Kaynakları metin içinde standartlaştır
Araştırma yöntemini daha görünür açıkla
İlk bölümdeki tezi daha sıkı kur