Ceren
New member
Köksal Engür’e Veda Gününde Benim Aklımdaki İlk Soru: “Bu Kadar İnsan Bir Ustayı Nasıl Anlatır?”
Cenaze haberlerini okurken bazen kendimi mahalledeki eski bir aile albümüne bakıyormuş gibi hissediyorum. Herkes aynı fotoğrafa bakıyor ama herkesin gördüğü farklı oluyor. Köksal Engür’ün cenaze haberini görünce de aklımdan ilk geçen şey şu oldu: “Acaba bu kadar farklı karakteri, farklı kuşağı ve farklı hikâyeyi aynı avluya toplayan şey neydi?” Sonra düşündüm, cevap basit aslında: Bazı insanlar sadece rol yapmaz, insanların hayatında bir yer edinir.
Tabii cenaze ortamı deyince akla genelde ciddi yüzler, sessiz konuşmalar ve siyah kıyafetler gelir. Ama sanat dünyasında bazı isimlerin ardından konuşulanlar sadece hüzün değildir. Biraz tebessüm, biraz anı, biraz da “Vay be, ne insanmış” dedirten hikâyeler vardır. Köksal Engür de böyle bir isimdi. Onun ardından yapılan konuşmalarda sadece büyük bir oyuncudan değil, yol gösteren bir meslek büyüğünden bahsedildi.
Köksal Engür’ün 2023 yılında düzenlenen cenaze töreni İstanbul Üsküdar’daki Şakirin Camii’nde gerçekleştirildi. Törene ailesinin yanı sıra sanat dünyasından çok sayıda isim katıldı. Katılanlar arasında Ayten Uncuoğlu, Ali Atay, Ahmet Mümtaz Taylan, Serkan Keskin, Cengiz Bozkurt, Rıza Kocaoğlu, Yiğit Özşener ve Kubilay Karslıoğlu gibi isimler yer aldı. Engür’ün cenazesi daha sonra Karacaahmet Mezarlığı’nda toprağa verildi.
Cenazeye Katılan İsimler: Sadece Ünlüler Değil, Bir Sanat Ailesi
Bir sanatçının cenazesine kimlerin geldiği bazen magazin listesi gibi okunabiliyor. “Kim vardı, kim yoktu?” sorusu havada uçuşuyor. Fakat Köksal Engür’ün cenazesinde asıl dikkat çeken şey isimlerin çokluğundan ziyade, o isimlerin onunla kurduğu bağdı.
Örneğin Cengiz Bozkurt’un sözleri, bir çalışma arkadaşından çok daha fazlasını anlatıyordu. Engür’ü disiplinli, örnek alınacak bir meslek büyüğü olarak tanımladı. Bu ifade aslında önemli bir ayrıntıya işaret ediyor: Bazı insanlar set ortamında sadece kendi işini yapmaz, bulunduğu yere bir düzen ve güven duygusu getirir.
Ali Atay’ın anlattıkları da benzer bir noktaya değiniyordu. Engür’ün genç oyuncular için danışılan, fikir alınan ve varlığıyla rahatlık veren biri olduğunu ifade etti. Yani mesele sadece kamera karşısındaki başarı değildi; kamera arkasında da insanlara dokunan bir kişilikti.
Burada küçük bir tebessüm noktası açmak gerekiyor. Setlerde herkesin bir “abi” figürü vardır. Kimi teknik sorunları çözer, kimi moral bozukluğunu düzeltir, kimi de herkesin panik yaptığı anda “Durun bakalım, önce çay içelim” diyerek ortamı sakinleştirir. Köksal Engür anlatımlarından anlaşıldığı kadarıyla biraz bu üçüncü gruba yakındı. Belki de sanat dünyasının gizli süper gücü buydu: Kriz anında bağırmak yerine akıl vermek.
Erkeklerin Çözüm Odaklı, Kadınların İlişki Odaklı Yaklaşımı Üzerine Farklı Bir Bakış
Bir cenaze ortamında insanların gösterdiği tepkiler, karakterlerini de ortaya çıkarır. Elbette herkes farklıdır ve kadınlar ya da erkekler tek bir kalıba sığdırılamaz. Ancak toplumda sık görülen bazı iletişim farklarını anlamak açısından bu tür anlar ilginç gözlemler sunabilir.
Bazı erkekler böyle durumlarda daha çok çözüm ve düzen tarafına odaklanabilir. “Ne yapılmalı?”, “Aileye nasıl destek oluruz?”, “Organizasyon nasıl ilerler?” gibi sorularla hareket eden kişiler vardır. Bu, duygusuzluk değil; bazen sevgiyi eylem yoluyla gösterme biçimidir.
Kadınlar ise çoğu zaman ilişki bağlarını, anıları ve duygusal paylaşımları öne çıkarabilir. “Onunla ilk nerede tanışmıştık?”, “Bize nasıl destek olmuştu?” gibi hatıralar üzerinden bağ kurabilirler. Bu da olayın insan tarafını görünür hale getirir.
Köksal Engür’ün cenazesindeki farklı kuşaklardan sanatçıların varlığı aslında bu iki yaklaşımın birleştiği bir tablo gibiydi. Kimi bir meslek büyüğüne saygısını göstermek için oradaydı, kimi bir dostunu uğurlamak için, kimi ise hayatında iz bırakan bir öğretmene veda etmek için.
Asıl güzel soru şu olabilir: Bir insan öldüğünde arkasından kaç kişi gelir değil, kaç kişinin hayatında gerçekten yer etmiş olur mu?
Köksal Engür’ün Ardından Gelen Anılar Neden Bu Kadar Değerliydi?
Köksal Engür, tiyatro, sinema, dizi ve seslendirme alanlarında uzun yıllar çalışan bir sanatçıydı. Özellikle “Leyla ile Mecnun” dizisindeki Ak Sakallı Dede karakteriyle geniş bir izleyici kitlesinin sevgisini kazandı. Ancak onu tanıyanların anlattığı şey sadece oynadığı roller değildi.
Bir sanatçının gerçek mirası bazen ödülleri veya projeleri değil, yetiştirdiği insanlar ve bıraktığı etkidir. Kubilay Karslıoğlu’nun Engür sayesinde tiyatro yoluna yöneldiğini anlatması bu açıdan dikkat çekicidir. Bir insanın başka bir insanın hayat yönünü değiştirmesi, belki de sanatın en sessiz ama en güçlü tarafıdır.
Forumlarda sıkça sorulan bir soru vardır: “Bir oyuncuyu büyük yapan şey nedir?” Kimi der ki yetenek, kimi der ki deneyim, kimi de der ki disiplin. Bence cevap biraz karışık bir tarif gibidir. Bir tutam yetenek, bolca emek ve insanlara iyi hissettiren bir karakter…
Çünkü seyirci bazen rolü unutur ama hissi unutmaz.
Bir Ustaya Veda: Saygı, Sevgi ve Birkaç Tebessümle
Köksal Engür’ün cenazesine katılan isimlere baktığımızda aslında bir sanatçının çevresini değil, bıraktığı etki alanını görüyoruz. Orada sadece oyuncular yoktu; bir dönemin tanıkları, çalışma arkadaşları, öğrencileri ve dostları vardı.
Böyle vedalar insana ister istemez şu soruyu düşündürüyor: İnsan geride ne bırakmalı? Çok para mı, çok ün mü, çok eser mi? Belki hepsi önemlidir ama en değerlisi, insanların “İyi ki hayatımıza dokundu” diyebilmesidir.
Köksal Engür’ün ardından söylenenler de tam olarak bunu gösteriyor. Bir sanatçı sahneden ayrılabilir ama oynadığı roller, verdiği destekler ve insanların hafızasında bıraktığı sıcaklık yaşamaya devam eder.
Belki de en güzel kapanış cümlesi şudur: Bazı insanlar alkış bittiğinde kaybolmaz; perde kapandıktan sonra bile hatırlanmaya devam eder.
Cenaze haberlerini okurken bazen kendimi mahalledeki eski bir aile albümüne bakıyormuş gibi hissediyorum. Herkes aynı fotoğrafa bakıyor ama herkesin gördüğü farklı oluyor. Köksal Engür’ün cenaze haberini görünce de aklımdan ilk geçen şey şu oldu: “Acaba bu kadar farklı karakteri, farklı kuşağı ve farklı hikâyeyi aynı avluya toplayan şey neydi?” Sonra düşündüm, cevap basit aslında: Bazı insanlar sadece rol yapmaz, insanların hayatında bir yer edinir.
Tabii cenaze ortamı deyince akla genelde ciddi yüzler, sessiz konuşmalar ve siyah kıyafetler gelir. Ama sanat dünyasında bazı isimlerin ardından konuşulanlar sadece hüzün değildir. Biraz tebessüm, biraz anı, biraz da “Vay be, ne insanmış” dedirten hikâyeler vardır. Köksal Engür de böyle bir isimdi. Onun ardından yapılan konuşmalarda sadece büyük bir oyuncudan değil, yol gösteren bir meslek büyüğünden bahsedildi.
Köksal Engür’ün 2023 yılında düzenlenen cenaze töreni İstanbul Üsküdar’daki Şakirin Camii’nde gerçekleştirildi. Törene ailesinin yanı sıra sanat dünyasından çok sayıda isim katıldı. Katılanlar arasında Ayten Uncuoğlu, Ali Atay, Ahmet Mümtaz Taylan, Serkan Keskin, Cengiz Bozkurt, Rıza Kocaoğlu, Yiğit Özşener ve Kubilay Karslıoğlu gibi isimler yer aldı. Engür’ün cenazesi daha sonra Karacaahmet Mezarlığı’nda toprağa verildi.
Cenazeye Katılan İsimler: Sadece Ünlüler Değil, Bir Sanat Ailesi
Bir sanatçının cenazesine kimlerin geldiği bazen magazin listesi gibi okunabiliyor. “Kim vardı, kim yoktu?” sorusu havada uçuşuyor. Fakat Köksal Engür’ün cenazesinde asıl dikkat çeken şey isimlerin çokluğundan ziyade, o isimlerin onunla kurduğu bağdı.
Örneğin Cengiz Bozkurt’un sözleri, bir çalışma arkadaşından çok daha fazlasını anlatıyordu. Engür’ü disiplinli, örnek alınacak bir meslek büyüğü olarak tanımladı. Bu ifade aslında önemli bir ayrıntıya işaret ediyor: Bazı insanlar set ortamında sadece kendi işini yapmaz, bulunduğu yere bir düzen ve güven duygusu getirir.
Ali Atay’ın anlattıkları da benzer bir noktaya değiniyordu. Engür’ün genç oyuncular için danışılan, fikir alınan ve varlığıyla rahatlık veren biri olduğunu ifade etti. Yani mesele sadece kamera karşısındaki başarı değildi; kamera arkasında da insanlara dokunan bir kişilikti.
Burada küçük bir tebessüm noktası açmak gerekiyor. Setlerde herkesin bir “abi” figürü vardır. Kimi teknik sorunları çözer, kimi moral bozukluğunu düzeltir, kimi de herkesin panik yaptığı anda “Durun bakalım, önce çay içelim” diyerek ortamı sakinleştirir. Köksal Engür anlatımlarından anlaşıldığı kadarıyla biraz bu üçüncü gruba yakındı. Belki de sanat dünyasının gizli süper gücü buydu: Kriz anında bağırmak yerine akıl vermek.
Erkeklerin Çözüm Odaklı, Kadınların İlişki Odaklı Yaklaşımı Üzerine Farklı Bir Bakış
Bir cenaze ortamında insanların gösterdiği tepkiler, karakterlerini de ortaya çıkarır. Elbette herkes farklıdır ve kadınlar ya da erkekler tek bir kalıba sığdırılamaz. Ancak toplumda sık görülen bazı iletişim farklarını anlamak açısından bu tür anlar ilginç gözlemler sunabilir.
Bazı erkekler böyle durumlarda daha çok çözüm ve düzen tarafına odaklanabilir. “Ne yapılmalı?”, “Aileye nasıl destek oluruz?”, “Organizasyon nasıl ilerler?” gibi sorularla hareket eden kişiler vardır. Bu, duygusuzluk değil; bazen sevgiyi eylem yoluyla gösterme biçimidir.
Kadınlar ise çoğu zaman ilişki bağlarını, anıları ve duygusal paylaşımları öne çıkarabilir. “Onunla ilk nerede tanışmıştık?”, “Bize nasıl destek olmuştu?” gibi hatıralar üzerinden bağ kurabilirler. Bu da olayın insan tarafını görünür hale getirir.
Köksal Engür’ün cenazesindeki farklı kuşaklardan sanatçıların varlığı aslında bu iki yaklaşımın birleştiği bir tablo gibiydi. Kimi bir meslek büyüğüne saygısını göstermek için oradaydı, kimi bir dostunu uğurlamak için, kimi ise hayatında iz bırakan bir öğretmene veda etmek için.
Asıl güzel soru şu olabilir: Bir insan öldüğünde arkasından kaç kişi gelir değil, kaç kişinin hayatında gerçekten yer etmiş olur mu?
Köksal Engür’ün Ardından Gelen Anılar Neden Bu Kadar Değerliydi?
Köksal Engür, tiyatro, sinema, dizi ve seslendirme alanlarında uzun yıllar çalışan bir sanatçıydı. Özellikle “Leyla ile Mecnun” dizisindeki Ak Sakallı Dede karakteriyle geniş bir izleyici kitlesinin sevgisini kazandı. Ancak onu tanıyanların anlattığı şey sadece oynadığı roller değildi.
Bir sanatçının gerçek mirası bazen ödülleri veya projeleri değil, yetiştirdiği insanlar ve bıraktığı etkidir. Kubilay Karslıoğlu’nun Engür sayesinde tiyatro yoluna yöneldiğini anlatması bu açıdan dikkat çekicidir. Bir insanın başka bir insanın hayat yönünü değiştirmesi, belki de sanatın en sessiz ama en güçlü tarafıdır.
Forumlarda sıkça sorulan bir soru vardır: “Bir oyuncuyu büyük yapan şey nedir?” Kimi der ki yetenek, kimi der ki deneyim, kimi de der ki disiplin. Bence cevap biraz karışık bir tarif gibidir. Bir tutam yetenek, bolca emek ve insanlara iyi hissettiren bir karakter…
Çünkü seyirci bazen rolü unutur ama hissi unutmaz.
Bir Ustaya Veda: Saygı, Sevgi ve Birkaç Tebessümle
Köksal Engür’ün cenazesine katılan isimlere baktığımızda aslında bir sanatçının çevresini değil, bıraktığı etki alanını görüyoruz. Orada sadece oyuncular yoktu; bir dönemin tanıkları, çalışma arkadaşları, öğrencileri ve dostları vardı.
Böyle vedalar insana ister istemez şu soruyu düşündürüyor: İnsan geride ne bırakmalı? Çok para mı, çok ün mü, çok eser mi? Belki hepsi önemlidir ama en değerlisi, insanların “İyi ki hayatımıza dokundu” diyebilmesidir.
Köksal Engür’ün ardından söylenenler de tam olarak bunu gösteriyor. Bir sanatçı sahneden ayrılabilir ama oynadığı roller, verdiği destekler ve insanların hafızasında bıraktığı sıcaklık yaşamaya devam eder.
Belki de en güzel kapanış cümlesi şudur: Bazı insanlar alkış bittiğinde kaybolmaz; perde kapandıktan sonra bile hatırlanmaya devam eder.