Genel anestezi sonrası hangi komplikasyonlar ortaya çıkabilir ?

Ela

New member
Genel Anestezi Sonrası Komplikasyonlar: Ameliyathaneden Sonra Başlayan Hikâye

“Uyandığımda ilk sorduğum şey ameliyat bitti mi değil, neden boğazım bu kadar ağrıyor oldu”

Geçenlerde bir forumda genel anestezi sonrası yaşadıklarını anlatan birinin yazısını okurken kendi çevremdeki konuşmalar aklıma geldi. İnsanlar ameliyata girmeden önce genellikle aynı soruyu soruyor: “Anesteziden sonra ne olacak?”

İlginç olan şu ki, çoğumuz ameliyatın kendisini düşünürken anestezinin etkilerinin ameliyathanenin kapısından çıktıktan sonra da devam edebileceğini unutuyoruz.

Ben de bu konuyu daha anlaşılır anlatabilmek için küçük bir hikâye üzerinden ilerlemek istedim. Hikâyedeki kişiler ve olaylar kurgusal; ancak anlatılan tıbbi durumlar güncel hasta bilgilendirme kaynaklarında yer alan gerçek risk ve yan etkilere dayanıyor. Modern genel anestezinin ciddi komplikasyonları nadirdir; yine de “nadir” kelimesinin “imkânsız” anlamına gelmediğini bilmek önemli. Risk; kişinin yaşı, mevcut hastalıkları, kullanılan ilaçlar ve ameliyatın türü gibi faktörlere göre değişebilir.

Hikâyemiz ise bir hastane koridorunda başlıyor.

Koridordaki Saat ve Ameliyat Öncesi Sessizlik

Murat, ameliyat sabahı hastanenin duvarındaki saate bakıp duruyordu.

“Doktorlar operasyonu yapacak, asıl mesele bu,” dedi. “Ben sadece ne kadar süreceğini ve sonrasında ne yapacağımı bilmek istiyorum.”

Yanındaki kız kardeşi Derya gülümsedi.

“Sen yine her şeyi planlamaya çalışıyorsun.”

“Plan yapmak kötü bir şey mi?”

“Değil. Ama bazen insanın sadece korktuğunu kabul etmesi de gerekiyor.”

Murat cevap vermedi.

Aslında ikisi de farklı bir noktaya dokunuyordu. Murat belirsizliği azaltmak için bilgi toplamaya çalışıyordu: Kaç saat sürecek? Ne zaman yürüyebilecek? Hangi ilaçları kullanacak? Derya ise konuşmanın başka tarafını fark etmişti: Murat'ın korkusu.

Bu ayrım kadınların ve erkeklerin doğuştan farklı davrandığını gösteren basit bir denklem değildi. İkisinin karakterleri, geçmiş deneyimleri ve stresle baş etme biçimleri farklıydı. Derya da gerektiğinde çok stratejik davranabilen biriydi; Murat da ailesinin duygusal yükünü çoğu zaman sessizce taşıyordu.

Nitekim anestezi ekibiyle görüşme sırasında ikisi de farklı ama tamamlayıcı sorular sordu.

Murat:

“Ameliyattan sonra hangi belirtiler normal kabul edilir?”

Derya:

“Peki hangi belirtilerde hastaneye haber vermemiz gerekir?”

Bence bu iki soru, ameliyat öncesi hazırlığın özünü anlatıyor.

Genel anestezi, kişiyi bilinçsiz hâle getiren ilaçların kullanıldığı ve ameliyat sırasında solunumun da yakından desteklenip izlenebildiği bir süreçtir. Anestezi uzmanı ve ekip, işlem boyunca hastanın solunumunu, dolaşımını ve diğer yaşamsal bulgularını takip eder.

Ama anestezi sona erdiğinde hikâye hemen bitmez.

Tam tersine, bazı kişiler için ikinci bölüm o zaman başlar.

“Boğazım Yanıyor”: En Sık Karşılaşılan Şikâyetlerden Biri

Murat ameliyattan sonra gözlerini açtığında odadaki ışıkların bulanık olduğunu fark etti.

“Bitti mi?”

“Bitti,” dedi hemşire.

Murat birkaç saniye sonra boğazını tuttu.

“Boğazım neden böyle?”

Bu, genel anesteziden sonra görülebilen oldukça bilinen bir şikâyettir.

Ameliyat sırasında hava yolunun güvenliğini sağlamak için bazı hastalarda soluk borusuna tüp yerleştirilebilir. Bu işlem sonrasında boğazda ağrı, tahriş veya ses kısıklığı ortaya çıkabilir. Boğaz ağrısı genellikle kısa sürelidir. Royal College of Anaesthetists, bulantı ve boğaz ağrısını genel anestezinin görece sık görülen ve çoğu zaman kısa süren yan etkileri arasında sayıyor.

Murat'ın yanında duran Derya:

“Bunu daha önce söyleselerdi şaşırmazdım,” dedi.

Murat ise:

“Ben de ameliyattan çıkınca hemen normal konuşacağımı düşünmüştüm.”

İşte burada önemli bir ayrıntı var: Bir yan etkinin görülmesi her zaman ciddi bir komplikasyon olduğu anlamına gelmez.

Bulantı, kusma, titreme, boğaz ağrısı ve sersemlik gibi şikâyetler ameliyat sonrası dönemde görülebilir. Bunların görülme olasılığı kişiden kişiye değişir.

Peki neden bazı insanlar anesteziden sonra çok mide bulantısı yaşarken bazıları neredeyse hiçbir şey hissetmez?

Kullanılan ilaçlar, ameliyatın türü, kişinin önceki anestezi deneyimleri ve kişisel özellikleri gibi çeşitli faktörler rol oynayabilir.

Bu nedenle ameliyat öncesinde daha önce anestezi sonrasında ciddi bulantı yaşandıysa bunu anestezi uzmanına söylemek oldukça değerlidir.

Uyku Hâli, Sersemlik ve Zihnin “Yerine Gelmesi”

Bir süre sonra Murat gözlerini kapattı.

“Ben biraz uyuyayım.”

Derya:

“Uyu, buradayım.”

Yaklaşık yarım saat sonra Murat tekrar gözlerini açtı.

“Bugün hangi gün?”

Derya saate baktı.

“Salı.”

“Ben pazartesi sanıyordum.”

Bu tür geçici sersemlik ve yönelim bozukluğu, özellikle anestezinin hemen ardından görülebilir. Bazı kişiler birkaç saat boyunca kendini uykulu, dalgın veya koordinasyonu bozulmuş hissedebilir.

Özellikle ileri yaştaki ve kırılgan hastalarda ameliyat ve anestezi sonrasında deliryum adı verilen akut bilinç bulanıklığı gelişebilir. Royal College of Anaesthetists, ameliyat ve anestezi sonrasında kafa karışıklığının özellikle yaşlı kişilerde görülebileceğini ve çoğu kişinin tamamen toparlandığını belirtiyor.

Derya bu kez Murat'ın söylediklerini düzeltmeye çalışmak yerine sakin kaldı.

“Ameliyat bitti. Hastanedesin. Ben yanındayım.”

Bu küçük cümle bazen uzun açıklamalardan daha işe yarayabilir.

Çünkü deliryum yalnızca “biraz kafası karıştı” şeklinde düşünülmemeli. Belirgin ve ani bilinç değişikliği, dikkat bozukluğu, çevreyi yanlış algılama veya olağandışı davranışlar sağlık ekibine bildirilmelidir.

Özellikle yaşlı hastalarda aile üyelerinin “Bu kişi normalde böyle davranmaz” demesi klinik açıdan önemli bir bilgi olabilir.

Daha Ciddi Komplikasyonlar: Hikâyenin Görünmeyen Bölümü

Akşamüstü Murat'ın babası Hasan Bey hastaneye geldi.

O, eski kuşaktandı.

“Bizim zamanımızda ameliyat dediğin bambaşka şeydi,” dedi.

Sonra 1960'larda geçirdiği bir ameliyatı anlatmaya başladı.

“Anestezi konusunda o kadar az konuşulurdu ki, hastanın soru sorması bile garip karşılanırdı.”

Bu cümle Derya'nın dikkatini çekti.

Çünkü anestezinin tarihine baktığımızda tıbbın yalnızca teknik olarak değil, toplumsal olarak da değiştiğini görüyoruz.

1840'lı yıllarda eterin cerrahide kullanılmaya başlanması, ağrılı ameliyatların doğasını değiştiren dönüm noktalarından biri oldu. 16 Ekim 1846'da Boston'daki Massachusetts General Hospital'da yapılan halka açık eter gösterisi, cerrahi anestezinin tarihinde sembolik bir dönüm noktası olarak kabul ediliyor. Ancak tarihçiler, Crawford Long gibi isimlerin daha önce eter kullandığını da belirtiyor.

Bugün ise ameliyathanelerde yalnızca “uyutmak” söz konusu değil.

Solunum, oksijenlenme, kalp ritmi, tansiyon ve diğer parametreler sürekli takip ediliyor; anestezi ekibi ilaç dozlarını hastanın durumuna göre ayarlıyor. Modern anestezinin güvenliği, geçmişteki uygulamalarla kıyaslanamayacak ölçüde gelişmiş durumda.

Fakat risk tamamen ortadan kalkmış değil.

Örneğin solunumla ilgili problemler, tansiyon düşmesi, ciddi alerjik reaksiyonlar, göğüs enfeksiyonu, kalp-damar olayları ve nadiren ciddi organ hasarları perioperatif dönemde görülebilecek komplikasyonlar arasında yer alabilir. Bu risklerin önemli bir bölümü yalnızca anesteziden değil, ameliyatın kendisinden ve hastanın mevcut sağlık durumundan da kaynaklanabilir.
 
Üst