Damla
New member
Bu durum kültürler arası dil ilişkilerinin ne kadar karmaşık olduğunu gösteriyor.
İngilizcedeki new, Almancadaki neu, Latince novus, Farsçadaki nav/nev gibi biçimler birbirinden bağımsız kelimeler değildir; tarihsel dilbilim açısından çok daha eski ortak köklerle ilişkilendirilmektedir.
Burada güzel bir soru ortaya çıkıyor:
Bir kelime binlerce yıl boyunca farklı toplumların dillerinde yaşamaya devam ediyorsa, artık sadece bir kelime midir, yoksa ortak insanlık tarihinin küçük bir izi midir?
Bence “nev” örneği ikinci ihtimali düşünmek için oldukça güzel bir fırsat sunuyor.
Kadınlar, Erkekler ve “Yeni” Kavramına Bakış: Genelleme Yapmadan
“Yeni” kavramının toplumlar tarafından nasıl algılandığını konuşurken cinsiyet meselesine de değinilebilir; ancak burada dikkatli olmak gerekiyor. Erkeklerin bireysel başarıya, kadınların ise ilişkilere veya kültürel bağlara doğal olarak daha fazla önem verdiğini söylemek, günümüz toplumlarının çeşitliliğini açıklamak için fazlasıyla genelleyici olur.
Buna karşılık tarihsel toplumlarda kadın ve erkeklerden beklenen rollerin farklı olması, “yeni” olanın deneyimlenme biçimini gerçekten etkileyebilmiştir.
Örneğin birçok geleneksel toplumda erkeklerin kamusal otorite, savaş, ticaret, devlet yönetimi veya meslekî başarı üzerinden tanımlandığı; kadınların ise aile, akrabalık, çocuk yetiştirme ve topluluk içi ilişkilerle daha fazla ilişkilendirildiği dönemler olmuştur. Bu, biyolojik veya değişmez bir “kadın doğası” ve “erkek doğası” olduğu anlamına gelmez; toplumsal rollerin tarih boyunca farklı biçimlerde örgütlendiğini gösterir.
Bu nedenle “nev” gibi bir kavramı incelerken şu soruyu sormak daha açıklayıcı olabilir:
Yeni olan bir fikir toplumda kabul edilirken bireyin kişisel başarısı mı, yoksa o yeniliğin aile ve topluluk ilişkilerini nasıl değiştireceği mi daha belirleyici olur?
Farklı toplumlarda bu sorunun cevabı aynı olmamıştır. Üstelik aynı toplum içerisinde sınıf, eğitim, yaş, şehirleşme ve ekonomik durum gibi faktörler de büyük farklılıklar yaratmıştır.
Küreselleşme “Nev” Gibi Eski Kelimeleri Nasıl Değiştirdi?
Bugün küresel iletişim nedeniyle diller birbirleriyle geçmişe kıyasla çok daha hızlı etkileşiyor. İngilizce teknoloji ve popüler kültür üzerinden Türkçeye yoğun biçimde kelime aktarırken, Türkçe de farklı tarihsel dönemlerden aldığı Arapça, Farsça ve diğer dillerden gelen kelimeleri kullanmaya devam ediyor.
İlginç olan şu: Küreselleşme eski kelimeleri tamamen ortadan kaldırmak zorunda değil.
“Nevi”, “nevzuhur”, “nevbahar” veya “nevicad” gibi kelimeler günlük konuşmada eskisi kadar yaygın olmasa bile edebî metinlerde, akademik yazılarda, tarih araştırmalarında ve kültürel ifadelerde yaşamaya devam ediyor.
Bunun yanında “Nevruz” gibi kültürel açıdan güçlü bir kelime, farklı ülkelerde farklı tarihsel ve toplumsal anlamlarla kullanılabiliyor.
Bu da bize dilin sadece sözlüklerden oluşmadığını gösteriyor. Kelimeler toplumların hafızasında yaşar; anlamları ise zamanla genişleyebilir, daralabilir veya yeni bağlamlar kazanabilir.
“Nev” Kelimesini Anlamanın En Kolay Yolu
Eski bir metinde “nev” gördüğünüzde doğrudan tek bir anlam vermek yerine önce cümleye bakmak en sağlıklı yöntemdir.
Eğer kelime nev-bahar, nev-zuhur, nev-icad gibi bir birleşikteyse büyük ihtimalle “yeni” anlamındaki Farsça nev söz konusudur.
Eğer nev-i beşer, bir nevi, nevi şahsına münhasır gibi yapılarda geçiyorsa “tür, çeşit, cins” anlamındaki Arapça nev‘ kelimesi söz konusudur. Osmanlıca sözlükler bu iki kelimeyi ayrı maddeler halinde göstermektedir.
Bu ayrımı öğrendikten sonra eski metinleri okumak biraz daha kolaylaşıyor. Üstelik yalnızca bir kelimenin anlamını öğrenmiş olmuyoruz; Farsçanın Osmanlı Türkçesi üzerindeki etkisini, Arapça mantık terminolojisinin Türkçeye girişini ve İran kültürünün Anadolu'daki yansımalarını da daha iyi kavrıyoruz.
Sonuç: “Nev” Küçük Bir Kelime, Büyük Bir Dil Tarihi
Özetlemek gerekirse eski dilde karşımıza çıkan nev kelimesi bağlama göre iki farklı tarihsel kaynağa işaret edebilir.
Farsça nev/nav (نو) “yeni, taze, yeni ortaya çıkmış” anlamındadır. Arapça nev‘ (نوع) ise “tür, çeşit, cins, sınıf” anlamına gelir. Bugünkü “nevi” kelimesi de bu ikinci anlam alanıyla bağlantılıdır.
Fakat bu kelimenin asıl ilginç tarafı sözlükteki karşılığından çok daha geniştir. “Nev”, İran dil ve kültür çevresinden Osmanlı Türkçesine uzanan tarihsel alışverişin; “nev‘” ise Arapça üzerinden İslâm ve klasik felsefe terminolojisinin Türkçedeki izlerinden biridir.
Bir başka açıdan bakıldığında “nev” bize insanların yenilik karşısındaki tutumunu da düşündürüyor. Yeni olan bazen heyecan verici bir başlangıç, bazen toplumsal düzen için tehdit, bazen bireysel başarı, bazen de aile ve topluluk ilişkilerini dönüştüren bir gelişme olarak görülüyor.
Belki de bu yüzden “nev” kelimesi hâlâ ilginç. Çünkü “yeni” dediğimiz şey hiçbir toplumda yalnızca yeni değildir; geçmişle, kültürle, ilişkilerle ve insanların dünyayı algılama biçimiyle birlikte anlam kazanır.
Eski bir metinde “nev” kelimesine rastladığınızda artık yalnızca “Bu ne demek?” diye değil, “Bu kelime burada hangi kültürel dünyayı taşıyor?” diye bakmak da mümkün.
Kaynaklar ve başvurulan çalışmalar
- Türk Dil Kurumu, Güncel Türkçe Sözlük.
- İlhan Kutluer, “Nevi”, TDV İslâm Ansiklopedisi. Makale, kavramın Aristotelesçi mantık ve İslâm düşüncesindeki tarihini ele alıyor.
- Kamus-ı Türkî / Şemseddin Sâmî ve diğer Osmanlıca sözlüklerde “nev” ve “nev‘” maddeleri.
- Osmanlıca sözlüklerde “nev” için “yeni, taze, son zamanda çıkmış”; “nev‘” için “çeşit, cins, sınıf” anlamları kaydedilmiştir.
- Etimolojik kaynaklarda Farsça nav/nev kelimesinin Orta Farsça ve daha eski İranî biçimlerle bağlantısı açıklanmaktadır.
Bu konu üzerine düşünürken bence en güzel soru hâlâ şu: Bugün “yeni” dediğimiz şey gerçekten yeni mi, yoksa geçmişten gelen kelimeler ve kültürel mirasların yeni bir biçimde yeniden ortaya çıkması mı?
Kaynakları metin içi atıflarla güçlendirKadınlık ve erkeklik bölümünü somutlaştır
Kaynakları metin içi atıflarla güçlendir
Kadınlık ve erkeklik bölümünü somutlaştır
Girişi daha samimi ve davetkâr yap
İngilizcedeki new, Almancadaki neu, Latince novus, Farsçadaki nav/nev gibi biçimler birbirinden bağımsız kelimeler değildir; tarihsel dilbilim açısından çok daha eski ortak köklerle ilişkilendirilmektedir.
Burada güzel bir soru ortaya çıkıyor:
Bir kelime binlerce yıl boyunca farklı toplumların dillerinde yaşamaya devam ediyorsa, artık sadece bir kelime midir, yoksa ortak insanlık tarihinin küçük bir izi midir?
Bence “nev” örneği ikinci ihtimali düşünmek için oldukça güzel bir fırsat sunuyor.
Kadınlar, Erkekler ve “Yeni” Kavramına Bakış: Genelleme Yapmadan
“Yeni” kavramının toplumlar tarafından nasıl algılandığını konuşurken cinsiyet meselesine de değinilebilir; ancak burada dikkatli olmak gerekiyor. Erkeklerin bireysel başarıya, kadınların ise ilişkilere veya kültürel bağlara doğal olarak daha fazla önem verdiğini söylemek, günümüz toplumlarının çeşitliliğini açıklamak için fazlasıyla genelleyici olur.
Buna karşılık tarihsel toplumlarda kadın ve erkeklerden beklenen rollerin farklı olması, “yeni” olanın deneyimlenme biçimini gerçekten etkileyebilmiştir.
Örneğin birçok geleneksel toplumda erkeklerin kamusal otorite, savaş, ticaret, devlet yönetimi veya meslekî başarı üzerinden tanımlandığı; kadınların ise aile, akrabalık, çocuk yetiştirme ve topluluk içi ilişkilerle daha fazla ilişkilendirildiği dönemler olmuştur. Bu, biyolojik veya değişmez bir “kadın doğası” ve “erkek doğası” olduğu anlamına gelmez; toplumsal rollerin tarih boyunca farklı biçimlerde örgütlendiğini gösterir.
Bu nedenle “nev” gibi bir kavramı incelerken şu soruyu sormak daha açıklayıcı olabilir:
Yeni olan bir fikir toplumda kabul edilirken bireyin kişisel başarısı mı, yoksa o yeniliğin aile ve topluluk ilişkilerini nasıl değiştireceği mi daha belirleyici olur?
Farklı toplumlarda bu sorunun cevabı aynı olmamıştır. Üstelik aynı toplum içerisinde sınıf, eğitim, yaş, şehirleşme ve ekonomik durum gibi faktörler de büyük farklılıklar yaratmıştır.
Küreselleşme “Nev” Gibi Eski Kelimeleri Nasıl Değiştirdi?
Bugün küresel iletişim nedeniyle diller birbirleriyle geçmişe kıyasla çok daha hızlı etkileşiyor. İngilizce teknoloji ve popüler kültür üzerinden Türkçeye yoğun biçimde kelime aktarırken, Türkçe de farklı tarihsel dönemlerden aldığı Arapça, Farsça ve diğer dillerden gelen kelimeleri kullanmaya devam ediyor.
İlginç olan şu: Küreselleşme eski kelimeleri tamamen ortadan kaldırmak zorunda değil.
“Nevi”, “nevzuhur”, “nevbahar” veya “nevicad” gibi kelimeler günlük konuşmada eskisi kadar yaygın olmasa bile edebî metinlerde, akademik yazılarda, tarih araştırmalarında ve kültürel ifadelerde yaşamaya devam ediyor.
Bunun yanında “Nevruz” gibi kültürel açıdan güçlü bir kelime, farklı ülkelerde farklı tarihsel ve toplumsal anlamlarla kullanılabiliyor.
Bu da bize dilin sadece sözlüklerden oluşmadığını gösteriyor. Kelimeler toplumların hafızasında yaşar; anlamları ise zamanla genişleyebilir, daralabilir veya yeni bağlamlar kazanabilir.
“Nev” Kelimesini Anlamanın En Kolay Yolu
Eski bir metinde “nev” gördüğünüzde doğrudan tek bir anlam vermek yerine önce cümleye bakmak en sağlıklı yöntemdir.
Eğer kelime nev-bahar, nev-zuhur, nev-icad gibi bir birleşikteyse büyük ihtimalle “yeni” anlamındaki Farsça nev söz konusudur.
Eğer nev-i beşer, bir nevi, nevi şahsına münhasır gibi yapılarda geçiyorsa “tür, çeşit, cins” anlamındaki Arapça nev‘ kelimesi söz konusudur. Osmanlıca sözlükler bu iki kelimeyi ayrı maddeler halinde göstermektedir.
Bu ayrımı öğrendikten sonra eski metinleri okumak biraz daha kolaylaşıyor. Üstelik yalnızca bir kelimenin anlamını öğrenmiş olmuyoruz; Farsçanın Osmanlı Türkçesi üzerindeki etkisini, Arapça mantık terminolojisinin Türkçeye girişini ve İran kültürünün Anadolu'daki yansımalarını da daha iyi kavrıyoruz.
Sonuç: “Nev” Küçük Bir Kelime, Büyük Bir Dil Tarihi
Özetlemek gerekirse eski dilde karşımıza çıkan nev kelimesi bağlama göre iki farklı tarihsel kaynağa işaret edebilir.
Farsça nev/nav (نو) “yeni, taze, yeni ortaya çıkmış” anlamındadır. Arapça nev‘ (نوع) ise “tür, çeşit, cins, sınıf” anlamına gelir. Bugünkü “nevi” kelimesi de bu ikinci anlam alanıyla bağlantılıdır.
Fakat bu kelimenin asıl ilginç tarafı sözlükteki karşılığından çok daha geniştir. “Nev”, İran dil ve kültür çevresinden Osmanlı Türkçesine uzanan tarihsel alışverişin; “nev‘” ise Arapça üzerinden İslâm ve klasik felsefe terminolojisinin Türkçedeki izlerinden biridir.
Bir başka açıdan bakıldığında “nev” bize insanların yenilik karşısındaki tutumunu da düşündürüyor. Yeni olan bazen heyecan verici bir başlangıç, bazen toplumsal düzen için tehdit, bazen bireysel başarı, bazen de aile ve topluluk ilişkilerini dönüştüren bir gelişme olarak görülüyor.
Belki de bu yüzden “nev” kelimesi hâlâ ilginç. Çünkü “yeni” dediğimiz şey hiçbir toplumda yalnızca yeni değildir; geçmişle, kültürle, ilişkilerle ve insanların dünyayı algılama biçimiyle birlikte anlam kazanır.
Eski bir metinde “nev” kelimesine rastladığınızda artık yalnızca “Bu ne demek?” diye değil, “Bu kelime burada hangi kültürel dünyayı taşıyor?” diye bakmak da mümkün.
Kaynaklar ve başvurulan çalışmalar
- Türk Dil Kurumu, Güncel Türkçe Sözlük.
- İlhan Kutluer, “Nevi”, TDV İslâm Ansiklopedisi. Makale, kavramın Aristotelesçi mantık ve İslâm düşüncesindeki tarihini ele alıyor.
- Kamus-ı Türkî / Şemseddin Sâmî ve diğer Osmanlıca sözlüklerde “nev” ve “nev‘” maddeleri.
- Osmanlıca sözlüklerde “nev” için “yeni, taze, son zamanda çıkmış”; “nev‘” için “çeşit, cins, sınıf” anlamları kaydedilmiştir.
- Etimolojik kaynaklarda Farsça nav/nev kelimesinin Orta Farsça ve daha eski İranî biçimlerle bağlantısı açıklanmaktadır.
Bu konu üzerine düşünürken bence en güzel soru hâlâ şu: Bugün “yeni” dediğimiz şey gerçekten yeni mi, yoksa geçmişten gelen kelimeler ve kültürel mirasların yeni bir biçimde yeniden ortaya çıkması mı?
Kaynakları metin içi atıflarla güçlendirKadınlık ve erkeklik bölümünü somutlaştır
Kaynakları metin içi atıflarla güçlendir
Kadınlık ve erkeklik bölümünü somutlaştır
Girişi daha samimi ve davetkâr yap